Kategoriler

Vücut Neden Asitlenir? Vücut Asitlenince Ne Gibi Sağlık Sorunları Oluşur?

Vücudumuzdaki milyarlarca hücre yaşamsal fonksiyonları için enerjiye ihtiyaç duyarlar. Çürkü bu enerji olmadan yaşam olmaz. Bu enerjide yiyeceklerden gelir. Yiyecekler ve oksijen kanla hücrelere taşınır. Hücrede bir tür yanma işlemi ile enerji oluşur. Bu yanmanın sonucunda asidik artıklar oluşur, eğer bu artıklar temizlenmezse, hücre içi asitlenir.

Vücut bu artıkları ter, idrar, dışkı ve nefesle atmaya çalışır. Atamadığı artıkları da yağ depolarında depolamak zorunda kalır. Asit yükü fazla ise, böyle bir durumda vücut, depolardaki yağı enerji olarak kullanmaz. Çünkü asitlerin tekrar ortaya çıkmasını istemez.

Asitlerle kastedilen, vücuttaki toksinler, artıklardır. Terle, idrarla, dışkı ve nefesle hep bu asit artıkları atarız.

Bu arada asit yapan veya asitli yiyecekler neler hiç düşündünüz mü?

kola-kizartmaHazır gıdalar, işlenmiş etler, basit şekerli besinler, şekerli-kolalı içecekler, kızartmalar, cipsler, kömür ateşinde pişirilmiş yiyecekler, beyaz undan yapılmış besinler, tüm işlenmiş unlar, sağlıksız yağlar, katkı maddeleri, hormonlu ürünler, asitli yiyeceklerdir.

Vücuttaki asit fazlası nelere yol açar hiç düşündünüz mü?

* Sürekli asidik gıda tüketiminin kısa sürede ortaya çıkabilen etkileri arasında; uyuşukluk, yorgunluk, baş ağrıları, mide bulantısı, sinirlilik, depresyon eğilimi, midede yanma ve asit artışı, kronik yorgunluk sayılabilir.

* Serbest radikal oluşumunu arttırması aynı zamanda yaşlanmayı da hızlandırır.

* Yüksek tansiyona neden olabilir.

* Yine günlük atılabilenden daha fazla asit eklemlerde birikebilir. Gut dediğimiz ürikasit yüksekliğine eşlik eden bir hastalık meydana gelebilir.

* Böbrekte fazla biriken asitler böbrek taşına sebep olabilir.

osteperoz* Osteoporoz da asit atılımında kullanılan alkali mineral kalsiyumun beslenme ile temin edilememesi nedeniyle kemiklerden çalınmasıyla oluşur.

* Beslenme bozukluğu bağışıklık sisteminin de düzgün çalışmamasına yol açar, vücudu koruyan hücrelerin üremesi, yeterli hammadde olmadığı için yavaşlar. Vücutta zaman zaman dış etkenlerle oluşan bozuk genetikli hücreler sekteye uğramış bu bağışıklık sistemi tarafından yok edilemez.

* Yakın zamana kadar kanser oluşumunda kalıtsal faktörlerin etken olduğuna inanılmaktaydı. Son yıllarda yapılan çalışmalar mevcut kanserlerin yarısına yakınının yanlış beslenme gibi dış etkenlerden kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Özellikle sindirim sistemi ile doğrudan ilgili olan mide ve barsak kanserlerinde bu oran çok daha fazladır.

* Bu konuda çağımızdaki en büyük tehlike şeker olup tüm dikkatleri üzerine çekmektedir. Niye derseniz; bundan 100 sene önce yılda 1 kg şeker tüketirken şu an kişi başı tüketim 72 kg çıkmıştır. İnsan vücudu buna alışkın olmayıp, vücuda giren bu kadar şekere karşı ne yapacağını bilememektedir.
Ve obezite, MS, MG ve kanserin gelişmesi için ortam hazırlayan da; bu fazla şeker nedeniyle artan asit yüküdür.


YORUMLAR