Kategoriler

Vücutta Asit Birikmesi Nelere Yol Açar?

Besinlerin parçalanması sırasında açığa çı­kan asit yükü günlük harcanabilecekten fazla ise, yağ depolarında toplanır. Özellikle vücudun ter, idrar, dışkı, nefesle vs ile atabileceğinden fazla asidik artık varsa, bunlar bel, kalça bölgelerinde yağ dokusu içine hapsedilmektedir. Aslında bu yağlanma, vücudun  oluşan asitlenmeye karşı aldığı bir önlemdir. 

Vücudun günlük atabileceği asit miktarı sınırlıdır. Böbrek idrarla, akciğerler nefes vererek, deri terle asit atar. Kandaki alkali tampon sistemlerinin de kapasitesi sınırlıdır. Yaşlandıkça da bu kapasite azalır. O yüzden yaşlandıkça daha çok hastalanırız.

Vücudun atabileceğinden  daha fazla asitlenme olduğunda, asit atım organları, full kapasite çalışır. Örneğin asitlenince koyu renkli ve ağır kokulu idrar yaparız. Böbreklerin  idrara atabileceğinden arta kalan asitler vücutta bir yerlerde depolanmak zorundadır. Bu depolanma da hastalıklara sebebiyet verir.

gutMesela;

* Asitli beslenmeye bağlı ürik asit artışı eklemlerde birikir ve GUT hastalığı oluşur.

Kolesterol plakları denen durum, kandaki asitleri kan dolaşımından uzaklaştırmak için damar kenarında depolaması olup, vücudun biçare çabasıdır.

* İnsülin duyarsızlığı ise, alkali dengesi bozulmuş ve asitlenmiş hücre zarının insüline cevap vermemesi durumudur.

* Osteoporoz, vücudun en temel alkali yapan minerali olan kalsiyumun, fazla asitlenmeyi gidermek için depolandığı yer olan kemiklerden kalsiyumun çalınması demektir. Osteoporozun kendisi hastalık değil sonuçtur.

* Kanser hücresi, hücre içi çöplerin yeterince temizlenmemesi ve bu artıkların hücre DNA’sına zarar vermesi sonunda oluşur. Belki bilmiyor olabilirsiniz; kanser hücresi sadece asitli ortamda yaşar. Asitli ortam oksijensizdir.

dis-curuguOksijensizlik, asitli ortam ve basit glikoz kanser hücresinin yegane ihtiyaçlarıdır. Oysa sağlıklı hücre alkalidir ve bolca oksijeni vardır.

* Asitlenme, hücre zarlarının sertleşmesine sebep olur. Oysa hücreler arası iletişim, hücre zarlarının elastikiyetine bağlıdır. Sertleşen hücre zarları sebebiyle, özellikle beyinde hücreler arası iletişim yavaşlar. Uykusuzluk, depresyon, hafıza kaybı durumlarında asitli olmanın etkisi vardır.

* Asitlerin çoğu böbrekten atıldığı için yüksek asitli idrar, idrar yolu enfeksiyonlarına, böbrek taşlarına zemin hazırlar.

Diş çürümesi, troidin az çalışması, selülit,  kilo, kalın bel, polikistik over, eklem sorunları, kronik yorgunluk ve daha pek çok rahatsızlık hücredeki asit alkali dengesinin bozulmasıyla ilişkilidir.


YORUMLAR